Yapı İmalatlarında En Çok Karşılaşılan Hatalar

Tüm yapılar, hangi malzemelerden yapılırsa yapılsınlar, belirli aralıklarla bakım gerektirir. Bazı malzemeler örneğin beton, çelik ve ahşaba oranla daha az bakım gerektirmekle beraber eğer zaman içinde gerekli onarımları yapılmaz ise yıpranabilir ve taşıma gücünden kaybeder. Özellikle ahşap ve çelik hava ve çevre koşullarına karşı bakım gerektirir. Eğer çelikte paslanmaya, ahşapta ise mantar ve böceklere karşı koruyucu önlemler alınmazsa bu malzemeler zaman içinde mukavemetlerini kaybeder. Betonarme yapılar da iklim koşullarının açık dış yüzeylerinin tamiri veya su yalıtımının yenilenmesi gibi bakımları gerektirir. Tüm bu dış etmenler yapı malzemesinin bozulmasını, dolayısıyla da bir deprem esnasında yapının yeterli direnci gösterememesine neden olur.




Yapılar, deprem ile ilgili yönetmeliklere uygun tasarlanmış olsalar dahi yapı edinme sürecindeki yanlış, eskik ve bilgisiz uygulamalarla istenilen nitelikler elde edilememektedir. Bu konuda en çok rastlanılan yanlış ve eksikler şu şekildedir;

  1. Mimari ve statik proje yanlışları
    1. Yapıalrın depreme karşı düzenli tasarlanmaması (özellikle yeterince perde duvar kullanılmaması, dilatasyonların doğru detaylandırılmaması ve blokların deprem esnasında birbirine çarpması)
    2. Rijitlik (sabitlik) merkezi ile kütle merkezinin çakışmaması,
    3. Kısa-kolon ve yumuşak kat olması,
    4. Donatı birleşimlerinde detay yanlışları
  2. Malzeme ile ilgili yanlışlar
    1. Eksik malzeme kullanımı (İnşaat çeliği çapında, çimento kullanımında vb)
    2. Uygun malzeme seçilmemesi ve kalitesiz, standartlara uymayan malzeme kullanımı (dolgu duvarlarında kırılgan olan delikli tuğla kullanılması)
    3. Malzemenin doğru uygulanmaması
  3. Yapım sürecindeki yanlışlar
    1. Yapım sürecinde denetim eksikliği,
    2. Projenin doğru uygulanmaması,
    3. Gerektiği şekilde ve yerde nitelikli işçi kullanılmaması,
  4. Arazi ile ilgili yanlışlar
    1. Zemin etüdünün yeterli şekilde yapılmaması (Yumuşak zeminlerde önlem alınmaması, zemin sıvılaşmasının temel tasarımında gözönüne alınmaması)
    2. Temellerde suya karşı drenaj, su yalıtımı gibi önlemlerin yeterli olmaması
  5. Yönetim ve yönetmeliklerle ilgili yanlışlar
    1. Yönetmeliklerin yeterince anlaşılmaması ve doğru bir şekilde uygulanmaması. Bazı yerel yönetmeliklerin mimari ölçütlerinde ve statik hesaplamalarında depremle ilgili eksikler olması. (Rezonansa karşı yeterli önlem alınmaması)
    2. Yerel yönetimlerin zemin müsait olmadığı halde yapıların kat yüksekliklerini artıran kararları ve inşaata uygun olmayan yumuşak ve tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması
  6. Yapının hizmet ömrü ile ilgili yanlışlar
    1. Yapının zaman içinde su, rutubet gibi taşıyıcı sistemi olumsuz etkileyebilecek unsurlara karşı bakımının ve tamiratının yapılmaması.
    2. Yapılarda yapılan bazı tadilatların yapılması, örneğin duvarların kaldırılması, döşemede büyük boşluk açılması, merdiven eklenmesi vb. önemli değişikliklerle yapının depreme karşı dayanımının azaltılması




Bir yapının deprem güvenli tasarımında projeler tam ve doğru olarak hazırlansalar bile uygulamadaki kontrol eksiklikleri, işçilik hatalar, malzemede olabilecek yanlış seçim veya eksik kullanım yapının deprem karşısındaki performansını düşüren faktörlerdir. Uygulamadaki kontrol eksiklikleri demir bağlantılarında, özellikle kolon ile kiriş bağlantısındaki bağlantı hatalar, eksik etriye kullanımı, beton hazırlanmasında fazla su verme veya çimento ile kumun iyi karışmaması gibi durumlar içerir. Hazır beton kullanımı inşaatlarda yerinde betonun karılması ile ilgili kritik hataları en aza indirmektedir. Hazır beton kullanımı ile daha yüksek dayanımlı beton elde edilmektedir. Şantiyede hazırlanan betonla depreme dayanımlı yapı yapmak oldukça zor bir işlemdir. Çünkü, şantiyede beton kalitesini BS 16’ın (160 kg/cm2 basınç) üzerinde yapmak oldukça zordur. Hazır betonda ise daha yüksek değerlerde beton elde etmek çok kolaydır. Basınç dayanım değerleri yükselen beton ile daha küçük kesitli kiriş,kolon vb elemanların yapılabilmesi mümkün olabilmektedir. Ancak, yapı elemanlarında örneğin kirişlerde kesit alanları azaldıkça sehim artar. Beton kesiti ile ilgili başka bir etken de donatının rahat bir şekilde yerleştirilebilmesi ve gerekli kalınlıkta paspayı bırakılmasıdır. Yanlış malzeme  kullanımında ise niteliksiz kum, inşaat çeliği ve bayat çimento kullanımı en çok rastlanan hatalardır. Özellikle deniz kumunun beton yapımında kullanılması çok rastlanan riskli bir durumdur. Deniz kumu içinde bulunan magnezyum, kalsiyum, klorür gibi tuzlar yıkandıktan sonra kullanılmalıdır. Aksi takdirde zamanla özellikle betondaki kılcal damarlardan basınçla ilerleyen su ve rutubet bu tuzlar tarafından tutulur. Böylece Betonarme içinde bir pil etkisi, anot ve katot oluşur ve yapı çeliği bozulmaya başlar. Betonun kalıba döküldükten sonra yeterli şekilde sıkıştırılmaması ile oluşan gözenekler de paslanmayı kolaylaştırır. Halbuki paspayı yeterli kalınlıkta ve geçirimsizlikte ise teoride beton içindeki çeliğin paslanmayacağı kabul edilir. Yapıda kullanılan betonarme çeliğinin bozulmasında gözlenen ilk aşama çeliğin paslanmasıdır. Her metalde olduğu gibi çeliğin üzerinde oluşan oksit tabakası, başlangıçta altındaki tabakanın paslanmasını önleyen ince bir yüzey oluşturur. Daha sonraki aşamada bu pas kalınlaşarak bir tabaka oluşturur. İleriki safhada kabuklaşma artar, çelik hacmini genişletir. Bu durum beton içinde basınç yaratır ve betonu çatlatır. Çatlayan betondan içeri daha fazla sızan su ve rutubet paslanmayı hızlandırır. Paslanma sonucu betonun içindeki donatı kesit kaybına uğrar, mukavemeti azalır, beton ile bağlantısı kopar. ÖZellikle apartmanların bodrum katlarına yapılan su depolarında meydana gelen kaçaklar ve yeraltı sularına karşı bodrum duvarlarında ve temellerde yeterince drenaj ve su yalıtımı yapılmaması veya yenilenmemesi beton içindeki çeliği aşırı derecede zayıflatan en çok rastlanan örneklerdir. Betonun içine çok değişik amaçlarla kimyasal katkı malzemeleri karıştırılır. Örneğin, çok soğuk veya çok sıcak havalarda gerekli beton katkı maddeleri, hızlandırıcılar, geçiktiriciler kullanılmadan hazırlanan beto arzu edilen dayanımı kazanamaz. Benzer şekilde beton döküldükten sonra eğer doğru bakımı yapılmaz ise beton zayıf kalır. Çıplak beton uygulamalarında ise betonun içine rutubet, karbonmonoksit ve asit yağmurlarının girmemesi için koruyucu boya tatbik edilebilir. Bahsedilen nitelikleri ile betonarme yapılar çelik ve ahşaba oranla daha az bakım gerektirir. Eksik malzeme kullanımında, eksik etriye, projede belirtilenden küçük çapta çelik kullanımı yaygın yapılan hatalardır. Türkiye’de inşaat çeliği üreten TSE damgalı fabrikaların yanısıra özel firmalara ait birçok haddehane vardır. Bunlar, niteliği belli olmayan demirden, hatta hurda demirden inşaat çeliği üretmektedirler. Halbuki bir endüstri ürünü olarak çelik, üretim ve kalitesi daha iyi kontrol edilmesi gereken bir yapı malzemesidir. Beton için aynı derecede kalite kontrolünü gerçekleştirmek daha zordur. Gerek inşaat çeliğinde, gerekse çimentoda ve tuğla briket gibi duvar örgü malzemelerinde, yapıştırıcı hazır harçlardan TSE kalite belgesi aranması gerekmektedir.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Facebook'ta Takip Etmek İster misiniz?