TBDY-2018-Yeni Deprem Yönetmeliğinin İnşaat Sektörüne Etkisi

İnşaat sektöründe değişen her yönetmelik, bu devasa sektörde mutlaka bir karşılık bulmakta ve bir etki yaratmaktadır. İmar yönetmelikleri, ekonomik değerleri, hak hacimlerini etkileyerek fark yaratırken, mimari tasarım kurallarında, malzeme standartları gibi konulardaki değişimler öncelikle ekonomik olarak daha sonra ise can güvenliği açısından fark yaratmaktadır.

Deprem yönetmeliği gibi can ve mal güvenliğini 1. dereceden ilgilendiren konularda yapılan değişikliklerin yarattığı etki ise diğer konulardan daha etkili olmaktadır. Yenilenen deprem yönetmeliği ile yapının can ve mal güvenliğinin korunabilirliğinin bir önceki yönetmeliğe göre artması direkt olarak can ve mal güvenliği konusunda yapıya sınıf atlattırmış olmaktadır. Buna göre yeni yönetmeliğin kural ve kabullerine göre inşa edilen yapı 1. kalite olarak kabul edilirken eski yönetmeliğe göre inşa edilmiş yapılar 2. kalite durumuna düşmektedir.




Örneğin 1997 deprem yönetmeliğinin Türkiye’deki binalar için milad olarak görülüp, 1997 öncesinde yapılan binaların can güvenliği açısından oldukça sıkıntılı binalar olduğunu herkes kabul etmektedir. Bu kabul yapıların mimari ve alansal özelliklerinin sabit olduğu koşullarda ekonomik değerlerine de büyük ölçüde etki etmiştir. Yine bu fiyat farkında gelişen yönetmeliğin genellikle katılaşmasından kaynaklanan maliyet etkisi de bulunmaktadır. Daha sonra 2001 yılında uygulanmaya başlayan yapı denetim kanunu yine yapı can güvenliği kalitesini ve inşaat maliyetini artırmış dolayısıyla yapıların ekonomik değerlerinin önceki koşullardaki yapılara göre artmasıyla sonuçlanmıştır.

Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’nin 1 Ocak 2019 tarihinde devreye girmesiyle inşaat sektöründe yine yeni bir devir açılmış oluyor. Özellikle yenileneceği açıklanan Yapı Denetim Kanunu’nun da bu tarihe yakın zamanda uygulamaya gireceği kabul edilirse TBDY ile atılan adımın boyu bu kanunun da etkisiyle yüksekliğini artıracaktır.

Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği ile bir çok konuda değişikliğe gidildiğini görüyoruz. Bunların bir kısmının etkisi yok denecek kadar az olsa da bir kısım yenilikler büyük fark yaratmaktadır. Örneğin TDY 2007 yönetmeliği C20 beton sınıfına ve bir kenarının uzunluğu 25 cm olan kolonlara izin verse de uygulamada bu minimum koşullar kullanılmamakta bunun yerine TBDY 2018 ile belirtilen minimum koşullar, minimum koşullarmış gibi tercih edilmekteydi. Fakat son yıllarda üretilen binaların taşıyıcı sistemlerinin büyük çoğunluğunu oluşturan asmolen-dişli döşeme sistemleri bu yönetmelikle ağır şekilde cezalandırılmakta hatta bir çok koşulda uygulanması yasaklanmaktadır. Yine yüksek binalar için getirilen yeni hesap yöntemleri, eski yöntemlerle kıyaslandığında büyük farklılıklar ortaya çıkmaktadır. Kaldı ki bunlar sadece birer örnektir. Dolayısıyla yeni yönetmelik ve beklenen yapı denetim kanunu çerçevesinde yaratılacak binaların maliyetleri ve dolayısıyla satış değerleri artmasına rağmen tercih edilirliği de artacaktır.



Son yıllarda İmar Yönetmeliklerinin değişimi, Kentsel Dönüşüm Kanunu, ekonomik beklentiler vb. faktörlerle yaşanan yapı üretimi miktarındaki ciddi artış ve bunun sonucu oluşan davasa yapı stoğu özellikle can güvenliği kalitesi açısından Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği ile 2. sınıf yapı kategorisine düşürülmüştür. Uygulamada her ne kadar mimari tasarımlar, malzeme faktörü, görsel estetik ve arsa konumun değeri bina/daire değerlerinde asıl etkili faktör gibi dursa da yaşanılan çağın bir sonucu olarak insanların bilinçlenmesi, yapı ve can güvenliği konusunda bilgilerinin artması bu karar mekanizmalarını önemli ölçüde değiştirmiştir.




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Facebook'ta Takip Etmek İster misiniz?