Gecekondu Nedir?

Gecekondu Kavramı

Gecekondu kavramı, yapısal olarak iki kelimeden oluşmuş birleşik bir sözcüktür. Türk Dil Kurumu’na göre gecekondu, “İmar ve yapı kanunlarına aykırı olarak başkalarına veya kamuya ait arazi veya arsalar üzerinde toprak sahibinin bilgisi ve rızası olmaksızın acele yapılmış konut, kondu” olarak ifade edilir. Birleşmiş Milletler tarafından yapılan gecekondu tanımı ise “yasal olmayan yer işgali ya da az gelirli kimselerin yaptıkları barınak”tır.

775 sayılı Gecekondu Kanunu’nda, gecekondu kavramı şu şekilde tanımlanır. “Gecekondu deyimi ile imar ve yapı işlerini düzenleyen mevzuata ve genel hükümlere bağlı kalınmaksızın, kendisine ait olmayan arazi veya arsalar üzerinde, sahibinin rızası alınmadan yapılan izinsiz yapılar kastedilmektedir (Resmi Gazete, 1966)”

Kent Bilimci Ruşen Keleş’e göre gecekondu; “Gecekondu, bayındırlık ve yapı kurallarına aykırı olarak, gerçek ya da tüzel, kamusal ve özel kişilerin toprakları üzerine, toprak iyesinin istenç ve bilgisi dışında, onamsız olarak yapılan, barınma gereksinmeleri devletçe ve kent yönetimlerince karşılanamayan yoksul ya da dar gelirli ailelerin yaşadığı barınak türü” dür. (Keleş, R. (1998). Kentbilim Terimleri Sözlüğü. İmge Kitabevi Yayınları, Ankara.)

Hangi Yapılar Gecekondu Olarak Adlandırılır?

Bir konutun gecekondu olarak atfedilebilmesi için, gecekondu tanımlarında da açıklandığı üzere bazı nitelikleri taşıması gerekmektedir. Öncelikle, şahsına ait olmayan bir arsa üzerine, sahibinin haberi olmaksızın kanuna aykırı inşa edilmesi gerekmektedir. Yapı inşa izinleri (ruhsat vb.) olmadan, inşaatı gerçekleştirebilecek yetkinlikte kişiler aracılığı ile değil, konutta oturacak kişinin aceleyle yapımı sonucu tamamlanır. Bu koşullarda konut inşa edilmesinin birden çok nedeni bulunmakla birlikte, bu koşullarda inşa edilen gecekondular, barınma için bir çözüm oluştururken, (kent merkezlerinde yaşananlar haricinde) başka alanlarda birçok sıkıntıyı da beraberinde getirmektedir. (Nüve Konut Nedir?)




Gecekondu Mahalleleri ve Bölgeleri

Kent kuramcısı ve tarihçi Mike Davis, gecekondulardan bahsederken, yukarıdaki tanımlara benzer yanları
olmakla birlikte, bazı farklılıklara da değinmiştir.  Keleş, daha çok gecekonduların izinsiz ve yasa dışı olduğuna değinirken, Davis’ göre (Davis, M. (2010). Gecekondu Gezegeni. (G. Koca, Çev. ) Metis Yayınları, İstanbul) gecekondu mahalleleri küçük bir alana sıkışmış, acayip görünüşlü yerlerdir. Ortak özellikleri ise, viran evler, aşırı kalabalık, hastalık, yoksulluk ve ahlak düşüklüğünün karışımıdır. Evlerin genel özellikleri, yoksul olunması gibi özellikler daima söylenirken, Davis’in değindiği ‘ahlak düşüklüğü’ konusu yenidir.

Gecekondu mahalleleri yola gelmez, isyankârlık ve vahşi bir ahlaksızlığın olduğu yerlerdir. Buna örnek olarak, Viktorya dönemi orta sınıfının dilindeki hikâyelerde, şehrin karanlık kısımlarından gelen seslerin ve vahşiliklerin sahipleri, ahlaksız dedikleri bu kesimden gelmektedir. Bu düşünce kırk yıl sonra da devam etmiş ve “ABD Çalışma Bakanlığı’nın, Amerika’da kiralık konut hayatı üzerine yaptığı ilk ‘bilimsel’ araştırmada (1894) gecekondu mahallesi hala ‘kirli arka sokaklardan oluşan, özellikle pis ve suça meyilli insanların yaşadığı bir bölge’ olarak tanımlanmaktaydı (Davis, 2010).”

Davis, gecekondu bölgelerinin seçimlerinde yoksul insanların mecburi olarak seçtikleri ve yaşamaktan başka seçeneği olmayan tehlike alanları olduğunu savunur. Bu mekânlar tehlike alanıdır, çünkü kentin üst gelir grubunun sahip olduğu birçok hizmete ya da imkâna sahip değildir. Bu kentsel mekânlara korku salan etkenler ve burada yaşayanları etkileyen unsurlar bulunmaktadır. Gecekondu mahalleleri tanımlarken, yaşanan sıkıntı ve korkuları şu şekilde anlatır:

  • Bu kentsel mekânlar, doğal olmayan afet mekânlarıdır. Mülkünü kaybetme ya da ölüm riskiyle karşı karşıya olunan, zehirli kimyasalların atıldığı, beklenmedik sellerin, fırtınaların yaşandığı ve tedbir alınmadığı risk alanlarıdır.
  • Kentsel biçim patolojileridir. Yani, tehlikeli endüstriyel faaliyetler, boru hatları bu bölgeleri çevrelemektedir.
  • Ulaşımda özel otomobil kullanımı desteklenmektedir. Bu destek için de, kentin dış çeperlerinde oturanların yerleri, otoyol yapılmak üzere kamulaştırılmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün bir araştırmasındaki1 deyimiyle ‘Hayatlarında hiç araba sahibi olamayacak insanlar, en büyük risk altında olan kişilerdir’ hem yerlerinden olma bakımından, hem de trafik sıkışıklığında zarar uğrama bakımından.
  • Çevre rezervlerine zarar verilen mekânlardır. Yani çevrebilimle ilgili önemli, korunması gereken alanlar, sulak araziler gecekondu bölgesi olmaktadır. Örneğin, İstanbul Ömerli’de, gecekondular sulak arazilere sızmıştır. Bu durumun bir diğer sonucu da, özellikle ormanların istilası sonucu yaban hayvanların insanlara saldırmasıdır.
  • Tuvalet eksikliği olan veya gider boruları ile birlikte yaşanan mekânlardır. Bu mahallelerde, gider sıkıntısı olması nedeniyle, tuvalet sayısı konut sayısından azdır (Bu durumu İstanbul’un 2000’li yıllarındaki gecekonduları için söylemek gerçekçi olmaz). 1945’de Şanghay’da yapılan araştırmaya göre göçmenlerin yaşadığı 4500 evin %11’inde tuvalet bulunmaktadır. Bir diğer çarpıcı örnek ise, yoksul kadınlar, Hindistan’ın gecekondu mahallelerinde paralı tuvaleti kullanmamak adına, yıkanmak ve ihtiyaçlarını görmek için akşam olup havanın kararmasını beklemek zorunda olduklarını yapılan bir araştırmada söylemişlerdir.
  • Lağım ve atıkların, gıda kirliliği, içme sularının zehirlenmesi gibi sonuçlar doğurması, su satın alamayan ve atık zararlarına maruz kalan gecekondu sakinleri için tehlike oluşturmaktadır.
  • Gecekondu mahalleleri sağlık sorunlarının, kent merkezi ve köylere göre daha fazla görüldüğü mekânlardır. Yukarıda bahsedilen sanayi atıkları, gider eksikliği, temiz içme suyu yetersizliği, tuvalet eksikliği gibi nedenler, kentlere oranla daha fazla ve kentlere göre farklılaşan hastalıkların oluşmasına sebep olmaktadır. Bununla birlikte, kent genelinde görülen diyabet, kalp, tansiyon, kanser gibi hastalıklar ile yoksul gecekondu mahallelerinde görülen hastalıklar iki kat artmaktadır. BM araştırmalarına göre, bu hastalıkların aynı mekânlarda görülme sıklığı, düşük gelirli bölgelerde daha fazladır.




Kaynaklar;
Keleş, R. (1998). Kentbilim Terimleri Sözlüğü. İmge Kitabevi Yayınları, Ankara.
Keleş, R. (2008). Kentleşme Politikası. İmge Kitabevi Yayınları, İstanbul.
Davis, M. (2010). Gecekondu Gezegeni. (G. Koca, Çev. ) Metis Yayınları, İstanbul

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir