Kanal İstanbul Zemini ve Güzergahı Üzerindeki Yer Şekilleri

Kanal İstanbul güzergahında mühendislik açısından en elverişsiz yerler kabaca güneyde Küçükçekmece Gölü’nün kıyı oku ile başlayıp yer yer aralıklarla beraber kuzeyde Tayakadın güneyine dek devam eder. Bunlardan kıyı oku bilindiği gibi tamamıyla genç bir dolgu sahası olup kumullarla kaplıdır. Gölün diğer kıyıları ise kiltaşı, miltaşı ve gevşek çakıltaşı gibi unsurlardan meydana gelmiştir. Söz konusu unsurlar şişme ve kütle hareketleri gibi hadiselere son derece duyarlıdır. Şamlar kuzeyinden Tayakadın güneyine kadar ardışık tepelerin görüldüğü sahada ise eğim değerlerinin yüksek olması buradaki elverişliliği azaltan etmenlerdendir. Öte yandan burada yine kiltaşı, miltaşı, marn ve şeyl gibi unsurların geniş alan kaplaması stabilite üzerinde oldukça etkilidir.

Kanal-İstanbul- topografya-haritası




Kanal İstanbul Güzergahında, bunların dışında Çiftlik ve Boyalık dereleri ile Terkos Gölü’nü besleyen derelerin vadileri de mühendislik faaliyetlerine elverişsiz yerlerin arasında yer almaktadır. Eğim değerleri açısından elverişli olan bu sahalarda zeminin alüvyon olması stabilitenin düşmesine neden olmuştur. Öte yandan bu gibi vadilerde gevşek malzemenin yanı sıra hâlihazırda enerjisi yüksek bir akarsuyun varlığı aşınım bakımından potansiyel risk oluşturmaktadır. Gölün kuzeydoğusundaki yamaç molozu sahası da dış kuvvetlerin etkisiyle meydana gelmiş bir depo olup zemin stabilitesi açısından yetersizdir.

kanal-istanbul-zemin-ozellikleri




Küçükçekmece Gölü’nün kuzeybatısında, Değirmen Dere Havzası’nın kuzeyinde önemli derecede büyük bir alan ise mühendisliğe elverişli yüzey grubuna girmektedir. Bu saha sahip olduğu eğim değerlerinin ılımlılığı, orta şiddette erozyona sahip olması, yüksek mukavemette kaya ünitesine denk gelmesi ve plato yüzeyine tekabül etmesi gibi nedenlerden dolayı bu gruba dâhil olmuştur. Değirmen Dere vadisi ise zemini alüvyal dolgudan ibaret olmasına karşın eğim değerlerinin düşüklüğü ve erozyon şiddetinin düşük olması dolayısıyla orta derecede elverişli sahaya girer.

Kanal İstanbul Güzergahında Sazlıdere Kanalı’nın yakın çevresi orta elverişlilikte olmasına karşın yamaçlara doğru görünüm değişmektedir. Bu alanda da doğu ve batı yamaçlar arasında farklılık görülmekte olup doğu yamaçların daha elverişsiz olduğu açıktır. Bu ayrımın ana sebebi litolojik kaynaklı olup Sazlıdere’nin doğu yamaçları genellikle kireçtaşından oluşurken batı yamaçları marn, şeyl, kiltaşı ve kumtaşı gibi unsurlardan oluşmaktadır. Bilindiği gibi kireçtaşının dayanımı karstifikasyona maruz kalmamak kaydıyla kiltaşı, marn vb. kayaçlara göre daha yüksektir. Öte yandan jeoloji haritalarında yer almasa da Sazlıdere yatağına yön veren fay veya fayların varlığı zemin için önemli bir sorun teşkil etmekte olup çatlaklardan su sızıntısı olmasına neden olabilir. Böyle bir durum ise Kanal İstanbul Projesi güzergâhında yer alan Sazlıdere Kanalı için ekstra önlemler alınmasını gerektirebilir.

Sazlıdere Barajı’nın doğusunda yer alan Şamlar civarında Trakya formasyonunun yer alması buradaki elverişliliği ciddi anlamda artırmıştır. Zira söz konusu formasyon çevresine oranla daha yaşlı olup mukavemeti de bölgeye nazaran daha yüksektir.




kselmesi durumu ise burada eğim değerlerinin düşmesi ile yakından alakalıdır. Ayrıca bu sahada vadi yoğunluğunun düşük seyretmesi de avantaj sayılabilir.

Kanal İstanbul Güzergahındaki Terkos Gölü çevresi genel anlamda orta derecede elverişli olmasına karşın dere yataklarının elverişsiz olduğu görülür. Bu alanlarda eğimin düşük olmasına karşın vadi yoğunluğunun yüksek olması ve zeminin taşınmış gevşek malzemeden oluşması sahanın stabilite durumunun sorgulanmasına yol açar. Yağış değerlerinin de tedricen arttığı bu sahada güncel flüvyal morfolojik süreçleri de göz önüne almakta fayda vardır. Bu alandan doğuya gidildikçe eğim değerlerinin benzer kalmasına karşılık zeminin litolojik özelliklerinin değişmesi elverişliliğin yükselmesini sağlamıştır.

Terkos Gölü ile Karadeniz kıyıları arasını kapsayan sahanın orta elverişlilik seviyesine sahip olduğunu söylemek mümkündür. Bu kısımda artan yağış değerlerinin yanı sıra litolojinin gevşek çakıltaşı, kiltaşı ve miltaşı gibi unsurlardan oluşması bu sahadaki elverişliliği düşürmüştür. Öte yandan söz konusu saha plato yüzeyine denk gelmekte olup aşınım ve parçalanma şiddet derecesi orta düzeydedir.

Karadeniz kıyı kesimi ise mühendislik faaliyetlerine elverişlilik açısından değerlendirildiğinde elverişliliğin en düşük olduğu bir diğer sahaya denk gelmektedir. Karaburun kıyılarında litoloji ve eğimin etkisi açık bir şekilde görülürken daha doğuda uzanan kıyılarda asıl etkenin kumullar olduğu açıktır. Erozyon şiddetinin yüksek olması da bir sonraki neden olarak gösterilebilir. Ayrıca bu sahada kıyılar boyunca görülen faylar zemin için önemli derecede tehlike arz etmekte olup yamaç dengesinin bozulmasına neden olur. Diğer yandan yağış değerlerinin maksimuma ulaştığı bu sahada akarsuların kolaylıkla denize ulaşmasından dolayı vadi yoğunluğu düşüktür.

Kanal-İstanbul-eğim




Kanal İstanbul’un yapılacağı zemin ve Kanal İstanbul güzergahındaki yer şekilleri, projenin uygulanması konusunda belirleyici olacak temel faktörlerdendir. Projenin yapımı ve kullanım ömrü süresince karşılaşılacak tüm problemler ile ilgili proje henüz başlamadan şimdiden gerekli çalışmalar yapılıp önlemler alınması gerekecektir.

Kaynak:SALİHA EBRU TURAN-KANAL İSTANBUL MÜCAVİRİNİN MÜHENDİSLİK JEOMORFOLOJİSİ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir