Erozyon Nedir? Nasıl ve Neden Oluşur? Erozyon Çeşitleri

Erozyon

Erozyon, en geniş tanımıyla, toprakların çeşitli ekolojik ve kültürel faktörlerin etkisiyle aşındırılması ve taşınarak birikmesi olayıdır. Erozyon; var olan materyalin çeşitli dış ve iç etkenlerin etkisiyle bulunduğu yerden alınarak (aşınarak) başka bir yere taşınması ve orada birikmesi olayıdır.  Ana kayanın ayrışması ile oluşan materyalin en fazla su ile olmak üzere rüzgârın da etkisi ile mevcut bulunduğu alandan alınarak başka yerlere taşınmasıyla meydana gelen dış dinamik olaydır.

Erozyon tabiatın canlılara sunduğu en önemli kaynaklar olan toprağın ve suyun kaybolmasına ve kalitesinin bozulmasına sebep olmaktadır. Latince “erode” den gelen erozyon, Türkçe’ de “kemirmek” anlamına gelmektedir




Erozyon süreçlerinde, öncelikle toprak ve ana kaya çeşitli etkenlerle aşındırılmakta ve taşınmaya hazır duruma getirilmektedir. Ardından, aşındırılan veya daha önce ayrışmış malzemenin taşınması ve taşınan malzemeyle tekrar aşındırma olaylarının meydana gelerek biriktirilmesi görülmektedir Bu süreçlerde, taşınan toprağın birikim noktası topografik bir eğim kırıklığı, dere, akarsu, baraj rezervuarı vb. olabilmektedir.

Erozyonla mücadelede etkin önlemlerin alınabilmesi için, öncelikle erozyonun oluşumunda etkili olan faktörlerin etki derecelerinin belirlenmesi gerekir. Erozyonun boyutu, temelde toprağın erozyona uğrama eğilimi ile iklimin erozyon oluşturma gücüne bağlı olup, diğer faktörler (topografya, toprak örtüsü ve insan) bunun oluşum şekli ve derecesini belirlemektedir. Yamaçlar eğim dereceleri, uzunlukları, eğim şekilleri ve diğer bazı morfolojik özellikleri ile toprak erozyonu, yüzeysel akış ve sediment oluşumunu (Sediment nedir?) etkilemekte ve arazide gerçekleşecek toplam erozyon ve yüzeysel akış miktarı üzerinde rol oynamaktadır. Özellikle yüzeysel akışın oluşumunda toprağın tekstürü, yüzey taşlılık durumu, bitki örtüsü, jeomorfolojik yapı vb. faktörler oldukça etkili olmaktadır.

Erozyon süreçlerinin etkileri genel olarak değerlendirildiğinde; meydana gelen olumsuz sonuçlar arasında toprak ve arazi kaybı, sedimentasyon, su kalitesinin bozulması, toprakların verimsizleşmesi vb. etkiler görülmektedir.

Erozyonun tüm çeşitleri, doğal ve kültürel faktörler olmak üzere fiziki yapnın sürdürülebilirliği üzerinde ciddi boyutlara varan olumsuz etkiler oluşturmaktadır.

erozyon



1. Erozyon Çeşitleri ve Sınıflandırılması

Erozyon olayı toprak zeminin üst kısmında başlayıp devam ettiği için erozyon kavramının adı aslında toprak erozyonudur. Toprağın en verimli ve organik maddece zengin olan üst kısmı (A horizonu) toprak erozyonu ile taşındığı zaman topraktaki verim % 50- 80 oranında düşerek B horizonunu açığa çıkarır. Böylece toprağı tutan bitki ve verimli üst kısım olmadığında erozyon daha da artmaktadır.

Oluşumlarına göre erozyon çeşitleri şunlardır:

  • A-Jeolojik (doğal) Erozyon
  • B-Hızlandırılmış Erozyon

1.A-Jeolojik (Doğal) Erozyon

Var olan düzene uyarak (yapay dış etkiye maruz kalmadan) meydana gelen, insan etkisinden uzak olarak oluşan erozyon jeolojik erozyon (doğal erozyon) olarak adlandırılır.  Jeolojik erozyonun oluşumunda anakaya, sıcaklık, yağış, bitki örtüsü, eğim ve bakı gibi birçok faktör etkilidir. Isınan havayla birlikte eriyen kar suları ve yağmur sularının donma ve çözülme faaliyetleri sonucu mevcut yerlerinden ayrılarak aşağılara taşınması olayıdır.

Başka bir ifadeyle doğal erozyon, kayaların çeşitli ayrışma olayları sonucunda parçalanıp ufalanarak hem toprak oluşumunu gerçekleştirmesi hem de oluşan toprağın taşınmasına yardımcı olur. Uzun yıllar alan toprağın oluşumu ve dış kuvvetlerin etkisiyle kendiliğinden taşınması doğal bir döngü içerisindedir. Erozyonla taşınan üst toprağı yeni oluşan toprak karşılayabiliyorsa işte burada olması gereken veya beklenen normal erozyondan bahsedilebilir. Doğal erozyon ayrıca verimli araziler meydana getirme açısından da faydalı ve istenen bir erozyondur.

Jeolojik erozyon (doğal erozyon) oluşan toprakların doğal kuvvetlerle bir denge içerisinde aşındırılıp taşınması ve başka yerlerde biriktirilmesidir. Jeolojik erozyon, ova ve diğer verimli toprakların oluşumunda etkili olması nedeniyle yararlı olarak nitelendirilmektedir. Bu erozyon çeşidi, dünyanın oluşumundan bu yana süregelen bir olaydır ve devamlılığı olan bir süreçtir. Kültürel faaliyetlerin görülmediği bölgelerde, erozyonla üstten aşınıp taşınan toprak ile altta oluşan toprak arasında doğal bir denge söz konusudur.

Jeolojik erozyonda, erozyon hızı ile toprak oluşum hızı birbirine oldukça yakındır.



1.B-Hızlandırılmış Erozyon

Son zamanlarda kurak ve yarı kurak alanlarda meydana gelen erozyonun çoğunluğu “hızlandırılmış erozyon” olarak bilinen ve insanın doğaya olan baskısı sonucu gelişen erozyon şeklidir. Toprak oluşum hızından daha hızlı sürede meydana gelen bir erozyondur. Her türlü doğal afetin etkilediği ve bunun üzerine insanın müdahalesiyle birlikte erozyon bir kere başlarsa, sadece üst toprak değil onu takiben alt toprakta süratle taşınmaktadır. Böyle erozyona hızlandırılmış ve hatta insan erozyonu adı verilmektedir.

Hızlandırılmış erozyon, alan kullanım kararları, tarımsal faaliyetler vb. konularda uygulanan belirli yanlışlar sonucunda görülen erozyon çeşididir. Tarım toplumuna geçişle birlikte görülmeye başlanan hızlandırılmış erozyonla, milyonlarca yılda oluşan topraklar üst toprak profilinden alt katmanlara taşınarak, profillerin sığlaşmasına yol açmaktadır.

Orman tahribatı, meraların çeşitli nedenlerle yok edilmesi, bilgi ve ilgisizlikle meydana gelen yanlış arazi uygulamaları gibi birçok sorun hızlandırılmış erozyonun oluşmasına ve ilerlemesine neden olmaktadır. Tarım ve hayvancılığın yoğun yapıldığı dönemlerden önce oluşan jeolojik erozyon ile yılda 10 milyar ton toprak taşınırken, hızlandırılmış (anormal) erozyon ile bu miktar 25-50 milyar ton arasında tespit edilmiştir.



Aşındırıcı etkisi göz önüne alındığında hızlandırılmış erozyon su ve rüzgâr erozyonu olarak iki grupta değerlendirilmektedir. Ancak doğal etkenlere göre erozyon çeşitleri 4 grupta incelenmektedir. Bunlar;

  1. Su Erozyonu
  2. Rüzgâr Erozyonu
  3. Kıyı Erozyonu
  4. Çığ ve Buzul Erozyonu

Hızlandırılmış erozyon ile meydana gelen toprak kayıpları günümüzde ciddi boyutlara ulaşmıştır. Böylelikle, küresel perspektifte gözlenen gıda sorunu, tarım alanlarında meydana gelen aşınım tehdidinin önlenmesiyle toprak üretkenliğinin arttırılmasını zorunlu seviyeye getirmiştir.

1-Su Erozyonu

erozyon-2

Su erozyonu; ‘’toprağın, yağmur ve yağmur sonrası arazinin yüzeylerinde oluşan yüzeysel akış ve akarsu yataklarında akmakta olan dere akışlarının etkisi ile aşınması ve taşınması olarak tanımlanmıştır. Başka bir tanımlamaya göre ise; eğimli ve bitki örtüsünün olmadığı bir arazide yağmurla ve karların erimesiyle meydana gelen aşınarak taşınma olayıdır.

Ülkemiz başta olmak üzere tüm dünyada su erozyonu yaygın bir şekilde görülebilmektedir. Topraklarımızın sadece % 1’i rüzgâr erozyonunun etkisi altında iken % 99’u ise su erozyonuna maruz kalmaktadır. Bu oranlardan da anlaşılacağı üzere ülkemiz için su erozyonu ciddi tehdit oluşturmaktadır. Bu sebepledir ki diğer erozyon tiplerinden daha önemli kabul edilir.

Tarım arazilerine verdiği zararla topraktaki verim düşüklüğüne neden olan su erozyonu aynı zamanda sediment oluşumunu da hızlandırmaktadır. Oldukça tehlikeli sonuçlar doğuran ve en fazla arazi tahribatı yapan bu erozyon türünü azaltmak için, akışa geçen su miktarını ve akış hızını azaltacak yönde çeşitli önlemler alınmalıdır.

Genel olarak erozyon oluşumuna neden olan veya su erozyonu oluşuma neden olan iki faktör vardır.

  • Yağmurun erozyon yapabilme gücü olarak ifade edilen erozivitedir. Bu güç suyun hareketi sonucu oluşarak kinetik enerji ile hesaplanır.
  • Erozyon oluşturan kuvvetlere direnç gösteren ve toprağın erozyona uğrayabilme eğilimi olan erodobilitedir.

Erozyon bu iki faktörün çarpımı (etkileşimi) sonucu oluşur.
E=f[(Erozivite)*(Erodibilite)]

Su erozyonu, yağışların (yağmur ve eriyen kar suları) ve yüzey akışlarının neden olduğu erozyon çeşididir. Su erozyonunu etkileyen faktörler; iklim koşulları, toprak koşulları, topoğrafik özellikler, bitki örtüsü ve insan faaliyetleridir.

Su erozyonunda hareket halindeki suyun kinetik enerjisi artacağından daha zararlı sonuçları olmaktadır. Enerjinin erozyondaki önemi ise, suyun toprağa ulaşırken ve ulaştıktan hemen sonra aldığı yolun önemini arttırmaktadır.

Su erozyonunu 4 alt başlık altında toplanabilmektedir:

  • Yüzey (Tabaka/ Damla) Erozyonu
  • Oluk (Çizgi/ Parmak) Erozyonu
  • Oyuntu (Derinliğine/ Sel Yarıntısı) Erozyonu
  • Kanal (Mecra/ Yatak) Erozyonu’ dur.

erozyon-türleri

Toprak Erozyon Tipleri a. Damla erozyonu b. Yüzey erozyonu c. Oluk erozyonu d. ve e. Oyuntu erozyonu f. Kanal erozyonu




1.a-Yüzey (Tabaka-Damla) Erozyonu

Yüzey (Tabaka-Damla) Erozyonu; Organik maddece zengin, koyu renkli toprağın üst kısmının eğim boyunca ince bir tabaka halinde taşınması olayıdır. Yağan yağmur damlalarıyla sıçrayan toprak taneleri ve yüzeysel akışla birlikte meydana gelen toprak hareketidir. Başka bir ifadeyle düşen yağmur damlalarının meydana getirdiği çarpma ve darbe etkisiyle ayrılan parçaların asılı halde farklı yerlere taşınmasıyla oluşur. Yağmur damlaları yere düşene kadar yer çekiminin de etkisiyle hız kazanarak yere çarptıklarında toprak agregatlarını birbirinden ayırmaktadır. Yere düşen bu yağmur damlaları birleşerek yüzey sularını oluşturur. Yüzey suları yerlerinden söktüğü toprak tanelerini önce sıçratarak sonra kaydırarak ve yahut da askıda katı madde (süspanse) olarak taşımaktadır.

Büyük miktarlarda toprak taşınmasına sebep olan yüzey erozyonunu etkileyen faktörler vardır. Bu faktörlerden bazıları şunlardır;

  • Hızı ve çarpma açısı
  • İnfiltrasyon kapasitesi
  • Arazinin eğimi
  • Yağmur damlasının büyüklüğü
  • Damlanın çarpma/ düşme hızı
  • Zeminin durumu
  • Toprak koruma önlemlerinin varlığı



1.b-Oluk (Çizgi-Parmak) Erozyonu

Toprağa sızamayan yağışın, yüzey akışa geçen kısmın bir bölümü yüzeydeki çukurlarda toplanır, bir kısmı da arazinin direnci düşük, gevşek yapıdaki kesimlerden akarak ince kanalcıklar oluşturur. Bu incecik kanalcıklar içerisinde eğim aşağı doğru akmaya başlayan yüzey akış suyu, akış yolu boyunca giderek artan bir oyma ve taşıma gücü kazanır. Bu su, akış yolu üzerindeki her alandaki toprak kütlesini gevşetir, onları oyar ve toprak parçacıklarını yerlerinden koparır. İşte bu suyun aşağı doğru akarak ince kanalcıklar oluşturmasına, onları genişletip derinleştirmesini yani arazi üzerinde bir elin parmakları arasındaki gibi oluklar açmasına oluk (parmak) erozyonu denir.

1.c-Oyuntu (Sel Yarıntısı-Derinliğine) Erozyon

Yüzeysel akışın eğim boyunca giderek hız kazanmasıyla beraber toprak derinlemesine oyulur ve oyuntu adı verilen oldukça geniş kanallar meydana gelir. Bu kanallar aracılığıyla biriken su hacminin fazla miktarda toprağı taşıması ve oyması ve neticesinde büyük kanallar oluşturmasına ise “oyuntu erozyonu” adı verilir.

oyuntu-erozyon

Bu erozyon türü üzerinde etkili olan faktörler;

  • Yüzeysel akış miktarı
  • Eğimin büyüklüğü ve şekli
  • Toprak özelliği
  • Bitki örtüsü şeklinde açıklanmaktadır

1.d-Kanal (Mecra/Yatak) Erozyonu

Daimî eğimli bir oluk içinde sürekli ya da periyodik olarak akan akarsular sel oluşumunun en büyük kaynağını oluşturur. Yatak eğimi ve debiye bağlı olarak akan sel sularının derenin kenar kısımları ve dere yatağını (tabanını) aşındırarak taşımasına mecra (kanal) erozyonu denilmektedir. Başka bir tanımlamaya göre; yılın belli dönemlerinde ya da tamamında akan dere yataklarındaki sular hem tabanı hem de dere kenarlarını aşındırarak erozyona neden olmaktadır. Bu erozyona kanal (mecra) erozyonu denilmektedir. Kanal erozyonuna bazı kaynaklarda akarsu erozyonu olarak da rastlanmaktadır.
Dere kenarları (şevler) yüzeysel akışla aşındıkları gibi yatak içindeki su ile de aşınabilmektedir. Yatak aşınımında suyun akış yönü, yüksekliği ve hızı oldukça önemlidir. Kanalın derinliği, genişliği ve taşıdığı materyalin türü de ayrıca önem taşımaktadır.

2-Rüzgar Erozyonu

Erozyona etki eden faktörlerden iklimin içinde yer alan, yağıştan sonraki en önemli etken rüzgardır. Kuraklığın belirgin olarak hissedildiği ülkemizde rüzgârın etkisiyle daha da kuraklaşan topraklarımızda verimlilik giderek azalmaktadır. Toprak ile rüzgârın etkileşimiyle ortaya çıkan rüzgâr erozyonu, kuru, gevşek ya da çıplak topraklarda kuvvetli esen rüzgârla ortaya çıkar. Rüzgâr erozyonu boyunca topraktaki verimlilik azalır. Ayrıca bulunduğu yerde ve biriktiği yerde birçok sorun meydana gelir.
Rüzgâr erozyonu oluşumunda üç aşama vardır. Bunlar hareketin başlamasıyla başlayıp, sıçrama, süspansiyon (havada asılı kalma) ve sürüklenme şeklinde olup bir yerden başka bir yere taşınma ve birikme şeklinde devam eder. Sıçrama hareketi rüzgâr erozyonunun en önemli aşaması olup diğer aşamalara nazaran daha fazla toprağı harekete geçirir ve bu hareketle erozyon başlamış olur.


3-Kıyı Erozyonu

Nehir, dere ve kanallar ile deniz kenarlarında görülen bir erozyon çeşididir. Bu erozyonda, nehir, dere ve bir kanal içerisinde akan su, akımın şiddetine, yatak ve kıyıları oluşturan toprakların özelliklerine bağlı olarak yatağını yanlardan oymak ve kıyı yıkılmalarına yol açmak suretiyle erozyona neden olmaktadır. Kıyı erozyonu ve yığılma şeklinde görülen sediment hareketleri kıyılara etki ederler.

4-Çığ ve Buzul Erozyonu

Yamaç boyunca aşağı doğru hareket eden kar kütleleri araziyi tahrip ederek çığ erozyonuna sebep olur. Eğim boyunca hareket eden buz kütleleri zemindeki taş, toprak ve kaya parçalarını da sürükleyerek buzul erozyonun oluşmasına sebebiyet vermektedir.

2.Erozyona Etki Eden Faktörler

Erozyona etki eden faktörler; iklim, bitki örtüsü, topografya, toprak özellikleri ve insan olmak üzere erozyona etki eden etmenler beş başlık altında toplanmaktadır.

1-İklim

Küresel olarak iklim değişikliği ve toprak erozyonu, ormansızlaşma ve arazi bozulmalarını tetikleyen en önemli iki faktördür. Sıcak ve kurak alanlarda toprak fazlaca su kaybeder ve erozyona karşı hassaslaşır. Rüzgâr da toprağın verimli üst kısmını bir yerden başka bir yere taşıyarak ve buharlaşmayı artırarak toprak yapısını bozmakta ve toprağı yüzey erozyonuna karşı güçsüz durumda bırakmaktadır. Yağış faktörünün toprağa verdiği zarar ise diğerlerine göre daha fazla görülmekte ve etkisi büyük olmaktadır.




Erozyonla iklim değişimi arasında bir paralellik vardır. İklim değişimi aynı zamanda sıcaklık değişimidir. Mevsimler arası sıcaklık farkı ya da geceyle gündüz arasındaki sıcaklık farkları suyun toprak içindeki durumunu etkilemektedir. Toprakta bulunan suyun kar ve kış soğuklarının etkisiyle donması toprağın infiltrasyon kapasitesini azaltmaktadır. Ayrıca havaların ısınmasıyla birlikte eriyen karlar yüzeysel akışı artırarak erozyona neden olmaktadır. Toprağın depolama ve su tutma kapasitesinin azalmasına sebep olan erozyon, iklim değişikliklerinin de önünü açmaktadır. Değişen iklimlerle birlikte meydana gelen ani ve aşırı yağış da toprağı erozyona uğratma açısından oldukça önemlidir.

2-Bitki Örtüsü

Toprak yüzeyindeki bitki örtüsü erozyonu önleme açısından oldukça başarılıdır. Bitki örtüsünce fakir olan arazide kaybolan toprak miktarı, örtüyle kaplı alandaki toprak kaybının 135 katıdır. Toprak yüzeyinin bitki örtüsüyle kaplı olduğu %35 eğime sahip bir alanda yüzeysel akışın ve taşınan sediment miktarının azaldığı belirtilmiştir. Topografyadan sonra bitki örtüsünün önemi belirtilirken erozyon riskini azaltan diğer bir faktör olduğu vurgulanmıştır.
Erozyon oluşumuna arazi yapısı, yağış ve toprak özellikleri neden olarak görünse de toprağı koruyan bitki örtüsünün varlığı ve niteliği fazlaca önem arz etmektedir. Arazinin şekli bitki örtüsü üzerinde etkilidir. Bu nedenle toprak derinliği ve organik maddenin varlığı bitki örtüsünün kanıtı niteliğindedir. Bitki örtüsünün iyi olmadığı ya da tamamen olmadığı durumlarda her eğim derecesindeki arazi yüzey erozyonuna maruz kalmaktadır. Bu sebeple alanı kaplayan bitki örtüsü yok ise erozyon kaçınılmazdır.

3-Topoğrafya

Topografya yer şekillerini ifade etmektedir. Topoğrafik özelliklerden erozyon açısından eğim oldukça önemlidir. Dağlık ve ortalama yükseltisi fazla olan ülkemizde, yüksek oranda eğime sahip yamaçlar erozyonu artıran önemli yer şekilleridir. Eğim derecesi artıkça erozyonla kaybolan toprak miktarı da artmaktadır. Eğim uzunluğu ve eğimin şekli ile erozyon arasında kuvvetli bir bağ vardır. Eğer arazi yüksek eğim derecesine sahip ve girintili-çıkıntılı şekilde ise erozyon artışı kaçınılmazdır.

4-Toprak Özellikleri

Fiziksel, kimyasal ve biyolojik toprak özellikleri olarak inceleyecek olursak toprak su geçirgenliği, toprağın nemi ve agregatlaşma indisi gibi özellikler fiziksel; pH ve organik maddeyle birlikte birçok özellik de kimyasal toprak özelliklerini göstermektedir. Son olarak organik maddeyle ilişkili olarak mikroorganizmaların durumu, organik maddenin parçalanması ve daha pek çok özelliğin eklenebileceği biyolojik toprak özellikleri bulunmaktadır.

Toprak özellikleri, erozyona olan etkisi açısından bakıldığında farklı karakteristiklere sahiptir. Bunlar toprağın bünyesi, strüktür, hidrolik geçirgenlik ve organik madde miktarı olarak sıralanabilir. Fiziksel özellikleri bakımından topraklar içerdikleri kum ve silt miktarına göre erozyona duyarlılıkları artmakta, kil içeriğine göre erozyona dayanıklılığı artmaktadır.

Topraklarımızın büyük kısmı topografya, iklim ve yanlış arazi kullanımı gibi sebeplerle erozyona duyarlı hale gelmiştir. Erozyonla birlikte toprağın verimli üst kısmının aşınması toprak içindeki bitki besin maddelerini, depolanan suyu ve köklerin ulaşabileceği derinliği azaltır.

5-İnsan

İnsanın topraktan faydalanma şekli ve bunu ne ölçüde yaptığı erozyonu meydana getiren en önemli sebeplerin başında gelmektedir. İnsan tarımla uğraşarak topraktan yararlanmaya başlayarak tarım arazilerini usulsüz ve aşırı kullanımı ile toprak bozulmaya başlar. Toprağın bozulması verimliliği azaltarak doğal düzene zarar verir ve toprak erozyonu oluşumu hızlanır.

Erozyon oluşumu ne kadar doğal bir süreç olsa da buna yön veren ve hızlandıran yine insan faktörüdür. Tabii erozyon miktarı tarımdan önceki dönemde yıllık 9 milyar ton olurken, günümüzde 24 milyar ton olduğu düşünülmektedir. Bunun nedeni ise insanların yanlış arazi kullanımlarındaki hatalardır.
İlk çağlardan günümüze kadar tarım alanında uğrattıkları zararla bilinen insanın zararı sadece bununla sınırlı kalmamıştır. Artan nüfusla birlikte insanın yaşam için yer bulma çabaları da tarla açmaya dolayısıyla toprağa zarar vermeye odaklıdır.



Kaynaklar:
Volkan AKSOY-FARKLI EROZYON KONTROL ÖNLEMLERİNİN TOPRAK TAŞINIMI VE YÜZEYSEL AKIŞ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
Merve Melike ÇAKAR-ATATÜRK BARAJI GÖLÜ ÇEVRESİNDE YÜRÜTÜLEN EROZYON KONTROLÜ VE AĞAÇLANDIRMA PROJELERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Ayşe ACAR-ÇORUH NEHRİ HAVZASINA BAĞLI TORTUM KUZEY MİKRO HAVZASINDA KANAL VE OYUNTU EROZYONUYLA GERÇEKLEŞEN TOPRAK KAYBININ BELİRLENMESİ
TÜRKİYE DE TOPRAK OLUŞUMUNU VE DAĞILIŞINI ETKİLEYEN BEŞERİ FAKTÖRLER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir