Türkiye’de İnşaat Mühendisliği’nin Tarihi

Türkiye’de inşaat mühendisliği eğitim ve öğretimi, İstanbul Teknik Üniversitesinin de başlangıcı sayılan, ıslahat çalışmalarının bir sonucu olan Mühendishane-i Bahri-i Hümayun ile başladı olarak kabul edilmektedir. (Öztuna, 1994).

Osmanlı Padişahı Üçüncü Selim tahta geçtikten sonra (1789), Mühendishaneye daha fazla önem verilmiş ve 1795 yılında Hasköy’de Mühendishane-i Berri-i Hümayun kurulmuştur. Bu okulun yönetim şekli, kadrosu, görevleri ve mali kuralları, kanunlarla düzenlenmiştir. Hocalar ve halifeleri, zaman zaman kale yapmak, onarmak, harita çıkarmak, ordugah yeri seçmek gibi görevlere çağrılırdı. 1796 da kurulan Mühendishane matbaasında bir çok telif ve çeviri eser yayınlanmış, eğitimde kullanılan aletlerin bir kısmı dışarıdan getirilmiş, bir kısmı da Mühendishane atölyesinde imal edilmiştir.




1839 da Nafia Nezareti, 1875’de Galatasaray’da sivil mühendislik okulları açıldı; ancak bu kurumlarda başarılı olunamadı. 1883 yılında Hendese-i Mülkiye Mektebi açıldı. Bu okunun yönetimi ve öğretim kadroları, Mühendishane-i Berri’ye bağlı idi. Hendese-i Mülkiye Mektebi, 1909 yılında Nafıa Nezaretine devredilerek adı Mühendis Mektebi olarak değiştirildi. Böylece sivil mühendis yetiştiren okul, askeri yönetimden tamamen ayrılmış oldu.

1883 yılında kurulan Hendese-i Mülkiye Mektebini 1909 yılına kadar 239 kişi bitirdi. Böylece yılda ortalama 11 mezun verilmiş oluyordu. Öğretim süresi, önce dört yıl, daha sonra sırasıyla beş, altı ve yedi yıla çıkarıldı. Cumhuriyetin ilanından sonra çok sayıda mühendise ihtiyaç duyulduğundan, mektep genişletildi ve 1928 yılında Nafıa Vekili Behiç Erkin’in önayak olmasıyla çıkarılan bir kanunla mektebin adı Yüksek Mühendis Mektebi oldu ve mektebe tüzel kişilik verildi. 1941 yılında mektep, Bayındırlık Bakanlığından ayrılarak Maarif Bakanlığına bağlandı ve adı Yüksek Mühendis Okulu oldu. 1944 yılında Yüksek Mühendis Okulu, İstanbul Teknik Üniversitesi haline geldi. Böylece, Mühendishane-i Bahri-i Humayunla başlayıp, Mühendishane-i Berri-i Humayun, Hendese-i Mülkiye Mektebi, Mühendis Mektebi, Yüksek Mühendis Mektebi, Yüksek Mühendis Okulu adlarıyla devam eden mühendislik eğitimi, İstanbul Teknik Üniversitesi haline gelmiş oldu(TMMOB İMO, 2004a).

1911 yılında ilk çekirdeği oluşan Yıldız Üniversitesi, 1937 yılında mühendis yetiştiren bir kuruma dönüşmüştü. 1912 de kurulan Robert Koleji’nin yüksek kısmı ise, 1971 yılından itibaren Boğaziçi Üniversitesi oldu. İMO’nun kurulmuş olduğu 1954 yılında Türkiye’de sadece İTÜ, Yıldız Teknik Okulu ve Robert Koleji’nde inşaat mühendisi yetiştiriliyordu. ODTÜ’nün 1961’de ilk mezunlarını vermesi ve izleyen yıllarda diğer bir çok üniversitede inşaat mühendisliği bölümlerinin açılmasıyla yurt yüzeyine yayılan eğitim farklı bir çehre kazanmıştır. KTÜ 1963, Fırat Üniversitesi 1967, DEÜ 1968 yıllarında ilk inşaat mühendisliği öğrencilerini almışlardır. 1960’tan sonra inşaat sektöründeki olağan üstü gelişimin doğurduğu talep-arz süreci nedeniyle, en yetenekli öğrenciler özellikle İTÜ inşaat mühendisliği eğitimini seçmişler, yetişen kadrolar devlet yönetiminde üst kadrolara yükselmişlerdir(Önalp, 1993). Ancak okul sayısındaki artış ve yeni ve popüler mühendislik bölümlerinin açılmasından sonra, seçkin öğrencilerin inşaat mühendisliğini tercih ettikleri söylenememektedir.




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.